ETF Nasıl Seçilir?

Piyasada işlem gören pek çok ETF, bir ETF seçerken karar verme sürecimizi bazen zorlaştırabilir. Bu yüzden, ETF nasıl seçilir ve hangi faktörlerin göz önünde bulundurulması gerekir; bu soruları bu makalede detaylı bir şekilde açıklayacağız.

Bilindiği üzere, bir ETF, bir yatırım fonu ile bir hisse senedi arasında hibrit bir yapıdır; yani, bir varlık sepetinden oluşan bir portföye sahiptir ve borsada, piyasa açıkken bir kotasyon fiyatı üzerinden her an işlem görebilir. ETF’lerin işleyişi hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, bu konuyu daha önce ele aldığımız yazıları okumanızı öneririm.

Bir ETF satın almadan önce göz önünde bulundurmamız ve anlamamız gereken başlıca faktörler şunlardır:

  • Toplam Yıllık Gider Oranı (TER);
  • Takip Hatası;
  • Getiri Potansiyeli;
  • Hangi endekse maruz kaldığı ve takip ettiği endeks;
  • İşlem gördüğü piyasa;
  • İşlem hacmi;
  • Alış-satış makası (spread);
  • Kaldıraç;
  • Temettü politikası;
  • Döviz kuru riski;
  • Replikasyon yöntemi.

Bu makalede, söz konusu faktörleri detaylı bir şekilde açıklayacağız.

Bir Strateji Seçmek

Borsada ve yatırımlarda sayısız strateji bulunmaktadır. Bunların birçoğu, uzun vadede endeks getirisinin altında performans sergileyebilir veya para kaybına neden olabilir. Bunun nedeni, genellikle bu stratejilerin sağlam bir backtest ile test edilmemiş olması, anekdotik ve seçici kanıtlara dayanması veya sezgilere ve tekrarlanması zor olan subjektif kurallara dayalı olmasıdır.

Bu yüzden, bir ETF seçmeden önce yapmamız gereken ilk şey, geçmişte başarılı olmuş, gelecekte de başarı göstermeye devam edeceği kadar sağlam ve tekrarlanabilir net kurallara sahip, kanıtlanmış bir strateji seçmektir. Ayrıca, bu stratejinin risk ve volatilite profillerimizle, zaman ufuklarımızla ve hedeflerimizle uyumlu olmasına dikkat etmeliyiz. Risk ve volatilite arasındaki farkı göz önünde bulundurarak profilimi bu şekilde ayırmayı tercih ettiğimi biliyorsunuz.

Seçilen strateji, hangi ETF’leri alacağımızı, ne zaman alacağımızı ve ne zaman satacağımızı belirler.

Hangi Tür Stratejiler Var?

İyi işleyen ve başarılarını kanıtlamış bazı stratejilere göz atalım:

Pasif Endeksleme: 10 yıldan uzun süreler için önerilir ve çeşitlendirme, yeniden dengelenme, düzenli katkılar gibi gereksinimleri yerine getirir. Portföyün çekirdeği için, geniş ve çeşitlendirilmiş RV ve RF endekslerini takip eden ETF’leri kullanmayı tercih eder. Bu stratejiye ek olarak, faktörler veya smart beta için ETF’ler, uydular veya eğimler olarak eklenebilir.

Rotasyon: Rankia Markets’ta bu taktik stratejilerden biraz bahsetmiştim. Ülkeler, bölgeler, sektörler, endüstriler bazında ETF’leri kullanır. Bu ETF’lerin tercihen birbirini tamamlaması önemlidir.

Momentum ile Trendsel: Bu tür stratejiler, öznel kararları ve bilişsel yanılgıları oyundan çıkarmak için otomatikleştirilmelidir. Kısa ve orta vadede kullanılırlar. Kısa vadede, genellikle içlerinde türev bulunduran ETF’ler; orta vadede ise diğer türler tercih edilir.

Taktik veya Trendsel: Bu stratejilerde, bazıları için sağlam backtestler yapabilirizken, diğerleri için bu mümkün olmayabilir veya oldukça zor olabilir. En önerilen ilk kategori genellikle, fiyat üzerinde teknik göstergelerin bir kombinasyonunu veya duygu anketlerini içeren filtreleri kullanır. İkinci kategori ise farklı temel, teknik ve makroekonomik değişkenlere dayanabilir. Her iki tip de kısa ve orta vadede kullanılır. En çok tercih edilen ETF’ler ise, apalancados, ETN’ler, ETC’ler ve popüler ve tematik endekslerle ilişkilendirilmiş ETF’lerdir.

Bu dört strateji, mevcut olan birçok stratejiden sadece birkaçıdır ve her biri için farklı araçlara ve belirli türde ETF’lere ihtiyaç duyar.

Örneğin, tematik veya niş bir ETF, pasif endeksli portföyler için önerilmez çünkü bu, piyasanın rastgeleliği riskini ve ardışık getirilerin riskini artırabilir. Bu durumda, çok daha aktif ve taktiksel olmamız gerekecek ve ne zaman çıkmamız gerektiğini veya eğer geç kaldıysak bunu fark etmemiz gerekecek.

Zaman Hedeflerimizi Nasıl Belirlemeliyiz?

Diğer yatırım araçlarında olduğu gibi, ETF yatırımlarında da zaman ufuklarımızı netleştirmek büyük önem taşır. Yani, yatırımımızı ne kadar süreyle tutmayı planladığımızı ve seçtiğimiz stratejinin bu süreye uygun olup olmadığını anlamamız gerekiyor.

Burada önemli olan nokta, stratejimiz uzun veya kısa vadeli olsun, Borsa ve Piyasaların olasılıklarla dolu olduğu ve bu nedenle ‘oyunu’ birkaç kez tekrar etmemiz gerektiğidir. Böylece, çoğu zaman başarıya ulaşma ihtimalimiz artar.

Örneğin, bir stratejinin %80 başarı şansı olabilir. Ancak, eğer bu stratejiyi sadece birkaç kez uygularsak, iki kez başarısız olma şansına sahip olabiliriz, ki bu oldukça kötü bir durum olur. Bu yüzden, oyunu birçok kez oynamalıyız. Daha da iyisi, kaç kez oynayabileceğimizi düşünmeli ve buna göre bir strateji seçmeliyiz.

İşletme maliyetleri, vergiler ve gerekli zaman göz önünde bulundurulduğunda, çoğu ETF yatırımcısı için uzun vadeli en iyi seçenek, iyi bir pasif endeksli portföy oluşturmaktır.

Profilimizi Nasıl Belirleriz?

aman ufuklarımızla uyumlu olması gereken iki önemli değişken daha bulunmaktadır:

  • Risk Profili: Kalıcı sermaye kayıplarına karşı dayanıklılığımız.
  • Oynaklık Profili: Kısa ve orta vadeli piyasa dalgalanmalarına karşı toleransımız.

Eğer orta veya kısa vadeli işlemler yapan bir strateji seçersek (örneğin, rotasyon veya taktiksel stratejiler) fakat yüksek oynaklığı tolere edemiyorsak veya stratejinin başarısız olma olasılığı karşısında toparlanmayı bekleyecek kadar uzun bir zamanımız yoksa, bu önerilmez.

Pasif endeksli portföylerle ETF yatırımları, genellikle uzun vadeli bir bakış açısına sahiptir ve düzenli katkılarla piyasa zamanlamasının etkisini minimize eder. Bu nedenle, kısa vadeli düzeltmeler, bu yatırım stilinde genellikle sorun teşkil etmez. Ancak, geleceğimizi ve yatırım stratejimizi değiştirmemek için gerekli dirence sahip olmamız önemlidir.

Endeksli portföylerin riskini değerlendirirken, büyümeye odaklanan bir portföy ile sermaye koruma ve gelir odaklı bir portföy arasındaki geçişi dikkatle planlamamız gerekir. Ayrıca, geç başlamamızı veya katkı eksikliğimizi aşırı gelecek beklentileri ve/veya kısa vadeli yüksek getirilerle telafi etme eğiliminden kaçınmalıyız, çünkü bu durum, kaldırabileceğimizden daha büyük bir riske yol açabilir.

Bu yüzden, kendimizi rahat hissettiğimiz oynaklık ve risk seviyesini belirlemek hayati öneme sahiptir. Genel olarak:

  • Yatırımcı ne kadar gençse, o kadar yüksek volatilite ve riskleri üstlenebilir.
  • Tasarruf kapasitesi ne kadar yüksekse, o kadar fazla volatilite ve riski tolere edebilir.
  • Yatırım ufku ne kadar uzunsa, volatilite ve risklere karşı dayanıklılık o kadar artar.

Pasif endeksli bir yatırım stratejisi, genellikle şu anahtar kavramları içerir:

  • Düzenli katkılar
  • RV (Risk Varlıkları) ve RF (Riskten Korunma Fonları) arasında ve bunların içinde çeşitlendirme
  • Çok uzun vadeli bir perspektif
  • Düzenli yeniden dengelenme

Bir ETF Seçerken Hangi Unsurları Göz Önünde Bulundurmalıyız?

Yukarıdaki noktaları netleştirdikten sonra, şimdi ihtiyaçlarımıza ve stratejimize en uygun ETF’yi seçerken göz önünde bulundurmamız gereken farklı unsurları ele almanın zamanı.

TER (Toplam Gider Oranı)

TER, bir ETF’nin varlıkları üzerinden yılda alınan toplam gider yüzdesini ifade eder. Bu oran, yönetim ücretlerini, saklama ücretlerini, ETF içinde gerçekleştirilen alım-satım işlemleri sırasında ortaya çıkan maliyetleri ve denetim ücretlerini kapsar.

ETF’ler söz konusu olduğunda, TER genellikle yönetim ücretiyle eş anlamlıdır. Aynı alt endeksi takip eden ETF’leri karşılaştırırken, komisyonların kritik bir faktör olduğunu unutmamak gerekir, çünkü bu, sonuçta elde edilen karlılığı doğrudan etkiler.

Uzun vadede, en düşük TER’e sahip ETF’ler genellikle en iyi performansı gösterir

Takip Hatası

Takip hatası veya endeks takip hatası, bir fonun referans aldığı endeks üzerinden elde ettiği getirinin sapmasını gösterir. Takip hatası ne kadar düşükse, ETF’nin endeksi ne kadar verimli takip ettiği anlamına gelir. Bir ETF’nin amacı, olabildiğince yakın bir replikasyon sağlamaktır; dolayısıyla, endeksinden çok daha yüksek veya düşük getiriler sağlaması, bir hata olarak görülür. Ancak, endeksine göre daha yüksek getiriler elbette daha tercih edilir.

Bir ETF’nin takip hatasını, genellikle ETF’nin resmi web sitesinde veya broşürlerinde bulabiliriz.

Maruz Kalma ve Takip Ettiği Endeks

Piyasada, hemen hemen her türlü endekse yatırım yapma imkanı sunan ETF’ler bulunmaktadır. Bu da onları çok yönlü bir yatırım aracı haline getirir. Ancak, bir ETF seçerken portföyünün bileşimine dikkat etmek önemlidir. Yani, coğrafi veya sektörel konsantrasyon, çeşitlilik veya belirli faktörlere olan maruziyetimiz, beklentilerimizi ve ihtiyaçlarımızı karşılıyor mu, bunları gözden geçirmeliyiz. Ayrıca, seçtiğimiz ETF’nin diğer yatırımlarımızla uyumlu olup olmadığını da kontrol etmeliyiz.

ETF’nin takip ettiği endeksi incelemek de oldukça önemlidir. Çünkü bu, hedeflenen yatırımın ne olduğunu, endeksin yeni oluşturulup oluşturulmadığını, sık sık değişikliklere uğrayıp uğramadığını veya takip edilmesinin zor olup olmadığını anlamamızı sağlar. ETF’nin bu endeksi ne kadar sadık bir şekilde takip ettiğini bilmek isteriz. Tüm bu bilgilere ETP’nin prospektüsünde ulaşabiliriz. Aslında, bu belgede enstrümanın genel ve özel risklerini de bulabiliriz.

İşlem Gördüğü Piyasa

Bir ETF seçerken sıklıkla göz ardı edilen ancak oldukça önemli bir diğer faktör ise, ETF’nin işlem gördüğü piyasadır. Hisse senetleri gibi, alım satım komisyonları bu piyasaya göre değişiklik gösterebilir. Yabancı piyasalarda işlem gören ETF’ler için, brokerimizin bize uygulayacağı komisyonlar önemli olabilir. Uzun vadeli yatırımlarda maliyetleri en aza indirmek temel amaç olduğundan, düzenli katkılar yaparken karşılaşacağımız saklama veya alım satım komisyonlarını iyi anlamamız gerekmektedir.

Ayrıca, ETF’nin temel para birimini, diğer piyasalarda işlem gördüğü para birimini ve portföyünde bulunan hisse senetlerinin işlem gördüğü para birimlerini göz önünde bulundurmak önemlidir. Bu, döviz kuru riskini artırır.

Ek olarak, ETF’nin kaynak piyasasının işlem saatlerini de dikkate almalıyız. Örneğin, Türkiye’den S&P 500 endeksine yatırım yapan bir ETF aldığımızda, kaynak piyasanın işlem saatleri bizimkinden farklı olabilir ve bu, kaynak piyasa kapalıyken, ETF’nin işlem gördüğü saatlerde daha yüksek spreadler veya olağandışı volatiliteye neden olabilir.

Hacim

ETF’lerde hacim, pazar yapıcıların varlığı nedeniyle genellikle varsayılan bir konudur. Pazar yapıcılar, hem alım hem de satım işlemlerinde sürekli olarak piyasada bulunarak fona likidite sağlarlar. Avrupa Birliği’nin hazırladığı ve SPK’nın da uyum sağladığı UCITS mevzuatı, aracı kurumun aynı zamanda pazar yapıcı olmasını zorunlu kılar.

Ancak, fiyatların piyasa tarafından belirlendiğinden ve endekse iyi bir şekilde uyduğundan emin olmak için yeterli işlem hacmine sahip ETF’leri aramak önemlidir. Daha yüksek hacim, mutlaka daha yüksek likidite anlamına gelmez; ancak, mevcut kotasyona yakın bir fiyattan limit emri verildiğinde, bu emrin daha hızlı gerçekleştirilmesi anlamına gelir.

Spread

Alış ve satış fiyatı arasındaki farka spread denir ve bu, aynı zamanda alım satım maliyetinin bir göstergesidir. ETF’nin ve altındaki varlıkların likiditesi, talep/arz dengesi ve işlem gördüğü piyasaların verimliliği hakkında önemli bilgiler sunar. Genellikle, spreadin olabildiğince düşük olması tercih edilir.

Kaldıraç

Bazı ETF’ler, altta yatan endeksin getirisini türev araçlar (örneğin, swaplar) aracılığıyla genellikle iki veya üç katına çıkararak kaldıraç yöntemini kullanır. Ancak, kaldıraç, normalden daha fazla risk ekler. Sadece kazançları katlamakla kalmaz, aynı zamanda kayıpları da katlayabilirsiniz.

Temettü Politikası

Birçok yatırımcı için, temettü ödeyen ETF’lerin getirisi, çeşitli faktörlere bağlı olarak önemli ölçüde farklılık gösterebilir. Kimi yatırımcılar, yatırımlarından düzenli gelir elde etmeyi tercih ederken, diğerleri sermaye değer artışını hedefleyerek vergileri ertelemenin yollarını ararlar. Bu yüzden, herhangi bir ETF’yi satın almadan önce, yatırım hedeflerinizle uyumlu bir temettü politikasına sahip olduğundan emin olmalısınız. Detaylı bilgi almak için ETF’nin broşürüne başvurmalısınız.

Temettü dağıtan (Dağıtım) ve otomatik olarak yeniden yatırım yapan (Birikim) ETF’ler olmak üzere iki ana tür mevcuttur.

Döviz

Yabancı sektörlere ve pazarlara yatırım yaparken döviz riski önemli bir faktördür. Diğer para birimlerine maruz kalmak, yatırımın iki farklı para birimi üzerinden değerlendirilmesi anlamına gelir. Bu, yatırım kararlarımızı şekillendirirken dikkate alınması gereken bir unsurdur.

Replikasyon Yöntemi

ETF’lerin bir endeksi takip etme yöntemleri genellikle iki şekildedir: Fiziksel ve sentetik replikasyon. Fiziksel replikasyon, ETF yöneticisinin endeksin altındaki varlıkları doğrudan satın alması anlamına gelir. Sentetik replikasyon ise, ETF yöneticilerinin bir yatırım bankası ile swap sözleşmeleri yaparak endeksin getirisini taklit etmeleridir. Sentetik replikasyon, takip hatasını azaltabilir ve temettülerin etkisini düşürebilir ancak karşı taraf riski taşır. Bu risk, UCITS mevzuatı sayesinde, hiçbir karşı tarafın portföyün %10’undan fazlasını temsil etmemesi koşuluyla minimize edilmiştir.

Yatırım yaparken, ETF’nin maliyetlerini ve alım-satım maliyetlerini en aza indirmeye çalışmalıyız. Pasif yönetimin temel amacı, uzun vadede maliyetleri en düşük seviyede tutarak getirilerin endekse mümkün olduğunca yakın olmasını sağlamaktır. Coğrafi olarak çeşitlendirilmiş bir portföy, riski azaltmamıza yardımcı olurken, düzenli katkılar zamanlamanın etkisini minimize eder.

Sonuç olarak, ETF yatırımlarında başarılı olmak, uygun bir temettü politikasına sahip olmayı, döviz riskini yönetmeyi, etkili bir replikasyon yöntemi seçmeyi ve maliyetleri en aza indirmeyi gerektirir. Yatırım hedeflerinize uygun ETF’leri seçerek, uzun vadeli yatırım stratejinizi destekleyen sağlam bir portföy oluşturabilirsiniz. Yatırım yolculuğunuzda bu unsurları göz önünde bulundurmak, hedeflerinize ulaşmanızda önemli bir adım olacaktır.

İlgili Makaleler