Enflasyon Nedir?

Bir ülkede, önemli sayıda mal ve hizmeti kapsayan fiyatlar genel seviyesinin belirli bir dönem boyunca sürekli olarak artmasına enflasyon adı verilir.

Paranın satın alma gücünün azalması anlamına gelen ve TÜFE (Tüketici Fiyatları Endeksi) ile ölçülen enflasyon, fiyatlar genel seviyesinin düşmesi anlamına gelen deflasyonun tam tersi bir olgudur.

Enflasyon Çeşitleri

Nedenlerine göre:

  • Talep Enflasyonu: Toplam mal ve hizmet talebinin çeşitli nedenlere toplam arzdan daha hızlı artması durumunda ortaya çıkar. Arzın talebi karşılayamaması sonucunda oluşan dengesizlik mal ve hizmet fiyatlarının artmasına neden olur.
  • Maliyet Enflasyonu: İşgücü ve hammadde gibi girdi fiyatlarının yükselmesi nedeniyle üretim maliyelerinin artması sonuncu ortaya çıkar. Bu durumda, üretici kar marjını korumak amacıyla maliyetteki artışları mal ve hizmet fiyatlarına yansıtır.
  • Yerleşik Enflasyon: Piyasadaki tüketicilerin ve üreticilerin gelecekte mal ve hizmet fiyatlarının artmaya devam edeceği beklentisiyle hareket etmeleri sonucu oluşur. Fiyatların artmaya devam edeceği beklentisine giren tüketiciler talebi artırır, girdi maliyetlerinin artmaya devam edeceği beklentisine giren üreticiler de fiyatlarını yükseltir.

Hızına ve büyüklüğüne göre:

  • Ilımlı Enflasyon: Düşük hızlı ve öngörülebilir enflasyon olarak tanımlanır. Genel olarak %5-6’yı aşmayan yıllık enflasyon oranları ılımlı enflasyon olarak kabul edilmekle birlikte, çoğu zaman tek haneli enflasyon oranları bu kategoriye dahil edilmektedir.
  • Yüksek Enflasyon: Dörtnala enflasyon olarak da adlandırılır. Yıllık enflasyon oranının iki ile üç haneli seviyelerde seyretmesi olarak kabul edilir. Yıllık enflasyon oranı genellikle %20’lerden, %100’lere hatta 200’lere varan oranlarda dalgalanabilir. Enflasyonun bu kadar yüksek seyrettiği bir ortamda para çok hızlı bir şekilde değer kaybeder.
  • Hiperenflasyon: Kesin bir kural olmamakla birlikte, genel kabul gören tanıma göre aylık enflasyon oranının %50’yi aşması durumudur. (Bu tanımda geçen aylık %50 enflasyon oranı ilk kez Columbia Üniversitesi Profesörlerinden Philip Cagan’ın 1956 yılında yayımladığı bir makalede kullanılmıştır). Hiperenflasyon, savaşlar, politik krizler ve/veya bir ülkenin finansal çöküşüne neden olan ekonomik buhranlarla ilişkilendirilir.

Enflasyonun Sebebi Nedir?

Enflasyonun çok çeşitli nedenleri olabilir:

  • Talep artışı (Talep enflasyonu).
  • Hammadde maliyetlerindeki artış (Maliyet enflasyonu).
  • Tüketicilerin ve/veya işletmelerin enflasyon beklentilerindeki artış (Yerleşik enflasyon).
  • Para arzının artması. Bu durum, ülkelerin ekonomi politikasıyla ilişkilidir. Merkez bankasının parasal tabanı genişletmesi, en basit ifadeyle, tüketicilerin eline daha fazla para geçmesi anlamına gelir. Para arzının artması, talepteki artışın mevcut mal ve hizmetlerin arzından daha hızlı artması sonucunu yaratır. Merkez bankaları ekonomideki likiditeyi artırmak için genellikle politika faizi oranını düşürmek veya daha acil durumlarda parasal genişleme (Quantitative Easing-QE) gibi para politikası araçlarını kullanır. Ayrıca, merkez bankaları doğrudan para basma veya emisyon hacmini artırma yoluna da başvurulabilirler. Ancak bu radikal önlemin geçmişte hiperenflasyona neden olduğu bilinmektedir.

*Bu noktada, her ekonomi okulunun enflasyonla ilgili farklı bir yaklaşıma sahip olduğunu belirtmeliyiz. Örneğin, Avusturya okulu, enflasyonun, piyasada bollaşan paranın, miktarı değişmeyen mal ve hizmete erişmeye çalıştığını yansıttığını savunur.

Enflasyonun Sonuçları

Enflasyonun yol açtığı sonuçlar:

  • Satın alma gücünün kaybı. Örneğin 100 TL , gelecek yıl bugün satın alabileceğiniz miktarda mal ve hizmeti satın almaya yetmeyecektir. Bu durum öncelikle, gelirlerinin büyük bir kısmını temel tüketim mallarına ayıran dar gelirli kişileri etkiler.
  • Çok yüksek enflasyon dönemlerinde, nakit paranın veya likit varlıkların değer kaybetmesi nedeniyle tüketiciler dayanıklı mallar satın almaya yönelirler.
  • Tüketimin artması, çünkü insanlar harcamalarını öne çekerler, fiyatlar yarın daha yüksek olacağı için ihtiyaçlarını bugünden satın alırlar. Bu durum tasarrufların azalmasına yol açar.
  • Borçlar, nominal değerleri zaman içinde sabit kaldığı için reel olarak değer kaybeder, gayrimenkul ipoteği gibi. Ancak, alacaklıya bugün ödenen taksitin değeri, yarın ödenecek taksitten daha düşük olacaktır.
  • Vergi dilimleri (eşikler ayarlanmazsa) ile reel gelirler arasındaki ilişki bozulur. Bunun nedeni, , işverenin, çalışanların nominal gelirlerini, periyodik değerlendirmeleri baz alarak ve genellikle enflasyona paralel olarak artırmasıdır. Bu nedenle, bazı kişiler, gelirleri reel anlamda artmamış bile olsa daha üst vergi dilimine girebilir ve daha yüksek oranda vergi ödemek zorunda kalabilir. Örneğin bir çalışanın maaşına %10 zam yapılırsa ve aynı dönemde enflasyon oranı %10 olarak gerçekleştiyse çalışanın reel geliri artmış olmaz.
  • Yüksek enflasyon dönemleri, ileride kazanılacak gelirlerin reel değerini öngörmenin mümkün olmaması nedeniyle yatırımlar üzerinde caydırıcı etki yapar.

Enflasyonla Nasıl Başa Çıkılır?

Merkez bankaları veya para otoriteleri genellikle enflasyonla başa çıkmak için hem politika faizi gibi geleneksel , hem de swaplar gibi geleneksel olmayan para politikası araçlarını kullanır. Parasal tabanı daraltmak ve dolaşımdaki mevcut para miktarını azaltmak amacıyla sıkı para politikası uygulanır. Bu politikalar talebi frenler dolayısıyla da enflasyonist baskıları azaltır.

Sıkı para politikası sonucunda talebin ve tüketimin yavaşlaması ekonominin büyüme hızını da yavaşlatabilir.

Bu anlamda, temel olarak enflasyonu kontrol altına alınması hedefi etrafında yoğunlaşan merkez bankalarının, aynı zamanda GSYİH‘nın büyüme oranı ve döviz kuru gibi diğer göstergeleri de izlediklerini unutmamalıyız. Bütün bu politikalar ülkelerin durumuna ve para otoritelerinin çalışma şekline göre değişiklik gösterir.

Enflasyon Nasıl Hesaplanır?

Çok basit bir şekilde açıklamak gerekirse, enflasyon genellikle TÜFE (Tüketici Fiyatları Endeksi) baz alınarak hesaplanır. Bu gösterge, bir ailenin düzenli olarak tükettiği ürünlerden oluşan ortalama bir temel sepet kullanır. Her mal veya hizmetin sepet içinde belirli bir ağırlığı vardır ve bu ağırlıklar belirli aralıklarla gözden geçirilir.

Her dönem, bu sepete dayanarak endeks oluşturulur ve bu endeks değerindeki değişim enflasyon olarak hesaplanır. Analiz Hesaplamada enflasyonun ölçüleceği dönemin endeks değerinin karşılaştırılacak dönemin endeks değerine göre değişimi esas alınır.

Bir yıllık bir dönemi inceliyorsak, TÜFE verisi bir önceki yılın verisiyle karşılaştırılır. Bir çeyreklik bir dönemi inceliyorsak, incelediğimiz dönemin endeks değerini bir önceki yılın aynı çeyreğinin endeks değeriyle karşılaştırmamız gerekiyor. Örneğin, 2021 yılının ikinci çeyreği ile 2020’nin ikinci çeyreğinin endeks değerleri karşılaştırılır. Bunun nedeni, bazı ürünlerin fiyatlarını etkileyen mevsimsel faktörlerin bulunmasıdır.

Çekirdek Enflasyon

Fiyat dalgalanmalarının daha fazla olduğu dolayısıyla enflasyon hesaplamasında yanıltıcı olabilecek mal ve hizmet grupları hariç tutularak hesaplanan enflasyondur. Çekirdek enflasyon hesaplamasına dahil edilmeyen kategoriler arasında, kolay bozulabilen gıdalar, enerji ve yakıt bulunur. Konut, ulaşım, eğlence vb. tüm diğer kategoriler çekirdek enflasyon hesaplamasına dahil edilir.

Burada önemli olan, çekirdek enflasyonun geçici olmayan fiyat değişikliklerini daha doğru bir şekilde yansıtmasıdır. Bu sayede, ülkedeki para politikasının etkinliği daha doğru bir şekilde belirlenebilir.

Örneğin yakıtı ele alırsak, özellikle petrol fiyatının jeopolitik faktörlere bağlı olarak çok hızlı bir şekilde değişebileceğini hatırlayalım. Aynı şekilde, olumsuz hava koşullarının bazı gıdaların arzını etkileyebileceğini biliyoruz.

Bütün bunları göz önüne aldığımızda, çekirdek enflasyonun, genel enflasyondan farklı olarak, iç taleple ve tüketicilerin beklentileriyle daha çok bağlantılı olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

Enflasyon Kötü Müdür?

Özellikle satın alma gücü kaybı bağlamında enflasyonun yarattığı sonuçlara değindik. Ancak, bu noktada kendimize şu soruyu sormalıyız, eğer enflasyon kötüyse merkez bankaları neden pozitif enflasyon hedefleri belirler?

Bunu birkaç açıdan açıklamak mümkün. İlk olarak, daha önce belirttiğimiz gibi, enflasyon birçok nedenden dolayı artabilir, bunlardan biri talebin artmasıdır. Yani, ekonomi büyüdüğünde ve ailelerin gelirleri arttığında, bireyler de öngörülebilir şekilde daha fazla mal ve hizmet talep edecekler ve bu durum fiyatların yükselmesi sonucunu doğuracaktır.

Şimdi, bu duruma başka bir perspektiften bakalım, enflasyon yerine deflasyon olsaydı ne olurdu? Tüketici kendi açısından baktığında, yarın fiyatların daha da düşebileceğini düşünecek ve tüketimini erteleyecektir. Toplam tüketimin azalmasına işaret eden bu durum şirketlerin üretimlerini düşürmesine hatta durdurmasına neden olur ve şirketlerin bilançolarına yansır. Bu arzu edilmeyen bir senaryodur.

Düşük ancak istikrarlı bir enflasyonla, paranın sürekli dolaşımı sağlanır. Tüketiciler ekonomik büyümenin sürdürülmesini sağlayacak düzeyde tüketim harcamaları yapmaya devam ederler. Bu arada belirtmek gerekir ki, enflasyon hedeflerini belirlemek, belirsizliği azaltarak şirketlerin orta ve uzun vadede yatırım planları yapmasına olanak sağlar.

İster ekonomik büyümenin bir sonucu olarak değerlendirilsin, isterse üretim hızını sürdürmek için gerekli bir faktör olarak algılansın, enflasyonun, yani, belirli bir fiyat artışının, beklenebilir ve hatta arzu edilebilir olduğu konusunda örtülü bir fikir birliği olduğu anlaşılıyor. Burada önemli olan, enflasyonun, yukarıda değindiğimiz zararlarından dolayı çok yüksek seviyelere ulaşmamasıdır.

İlgili Makaleler

Hisse Geri Alımı (Buyback) Nedir?
Nakit fazlasıyla ne yapılacağını düşünürken, şirketlerin pek çok alternatifi vardır. Bunlardan biri, hisse geri alımı programıdır. Bu program kapsamında şirketler, kendi hisse senetlerinin bir kısmını piyasadan geri çekme ...
Bilanço
Bilanço, bir şirketin temel mali tablolarından biridir. En tipik özelliği bir şirketin belirli bir tarihteki ekonomik durumunu yansıtmasıdır. Kı...