Borsa

Neredeyse bir yıl boyunca faiz oranlarına dokunmayan Fed, sonunda beklenen kararı aldı ve faizleri 25 baz puan indirdi. Bununla da kalmadı, Trump’ın ticaret ve göç politikalarının neden olduğu işgücü piyasasındaki yavaşlama sebebiyle 2025’in geri kalanında iki olası faiz indirimi daha duyurdu.
Bu nedenle bu makalede, 2025 yılı için Fed toplantı takviminin ne olduğunu, bu toplantıların piyasalar açısından neden önemli olduğunu ve son Fed toplantısının özetini (piyasaların bu kararı nasıl karşıladığını da dahil ederek) açıklıyorum.
ABD Merkez Bankası (FED) yılda 8 kez toplanır ve toplantılar genellikle yaklaşık 40 gün arayla yapılır. İşte 2025 yılı için FED toplantı tarihleri:
👉 Merkez bankalarının politikalarıyla ilgileniyorsanız, Avrupa Merkez Bankası Faiz Kararı: 2025 Takvimi ve Analiz yazımıza da göz atabilirsiniz.
Mart 2022’den itibaren enflasyonu kontrol altına almak için 11 kez art arda faiz artıran FED, Temmuz 2023’ten bu yana politika faizini %5,25 – %5,50 aralığında sabit tuttu. Enflasyonun son aylarda kademeli şekilde gerilemesiyle, geçtiğimiz yılın Eylül ayında faiz indirim döngüsü resmen başlamış oldu.
Ancak FED Başkanı Jerome Powell, son toplantıda yapılacak sonraki indirimler konusunda kurumun çok daha temkinli davranacağını açıkça vurguladı:
“Bugünkü adımla faiz oranını zirve seviyesinden bir puan aşağıya çektik ve para politikamız artık önceki kadar sıkı değil. Bu nedenle, bundan sonraki adımları değerlendirirken daha dikkatli ilerleyeceğiz.”
FED, siyasi karar alma süreçlerinden bağımsız olsa da, Powell bir önceki toplantıda Joe Biden’dan Donald Trump’a geçiş sürecinin, doğrudan para politikası kararlarını değiştirmeyeceğini fakat finansal piyasalar üzerinde büyük etkiler oluşturabileceğini vurgulamıştı.
Son toplantıda FED, politika faizini 25 baz puan daha indirerek aralığı %3,75 – %4,00 seviyesine çekti. Bu, mevcut gevşeme sürecinin ikinci faiz indirimi oldu. Ancak bu toplantının asıl dikkat çeken noktası faiz seviyesinden çok Powell’ın ifadelerinin tonu oldu.

Önceki dönemde enflasyon tartışmasız şekilde bir numaralı öncelikti. Ancak Powell bu kez istihdam piyasasında zayıflama sinyallerinin artık göz ardı edilemeyeceğini belirtti. Daha dolaylı bir ifadeyle mesaj şuydu:
“Evet, enflasyon hâlâ var… fakat işgücü piyasasında soğuma başladı. Ekonomiyi aniden frenlemek istemiyoruz.”
Böylece risk algısı tek yönlü olmaktan çıktı. Artık iki yönden risk görülüyor: Hem enflasyon tarafında hem de istihdam tarafında.
Powell bunu şöyle özetledi:
“Riskler artık iki taraftan geliyor: enflasyon ve istihdam. Risksiz bir yol yok. Verilere göre ilerleyeceğiz.”
Ayrıca FED, 1 Aralık itibarıyla bilançosunu küçültme sürecini durduracağını da açıkladı. Bu durum, son 3,5 yıldır süren piyasadan likidite çekme politikasının geçici olarak durduğu anlamına geliyor. Mesaj basit:
Ekonomiyi şu aşamada gereğinden fazla sıkmak istemiyoruz.
Bu toplantıda FED yeni bir dot plot (faiz beklentileri grafiği) yayımlamadı. Yani önümüzdeki aylarda yöneticilerin faizleri nerede gördüğüne dair o klasik yol haritasını bu kez almadık. Bunun yerine belki de daha dikkat çekici bir şey ortaya çıktı: Oylar ve yaklaşımlar arasında belirgin bir ayrışma.
Komite 25 baz puanlık bir faiz indirimine karar verdi, ancak bu karar oy birliğiyle gelmedi.
Bu iki yaklaşım yan yana koyulduğunda, tablo belirgin: Komite bölünmüş durumda.
Riskler artık daha çok iş gücü piyasasına kayıyor, ancak enflasyonun tamamen kontrol altına alındığı da söylenemiyor. Kimse yanlış adım atmak istemiyor çünkü yanlış bir hamlenin ardından yapılacak açıklamalar çok daha ağır olurdu.
Ve beklenildiği gibi, bu farklı görüşlerin arkasında başka bir unsur daha hissediliyor: Siyasi ortam.
ABD seçimleri kapıda. Yönetimden gelen baskılar resmi açıklamalara yansımıyor, ama kulislerde hissedilen bir ağırlık var. Sessiz, görünmeyen, fakat etkili.
FED’in son kararı, Amerikan ekonomisinin iki zıt yönden çekildiği bir döneme denk geliyor. Bu iki güç de Trump'ın politikalarıyla doğrudan bağlantılı.
Bir tarafta, yeni getirilen ticaret tarifeleri fiyatlara yansımaya başlıyor. Kısa vadede bunun doğal sonucu malların pahalılaşması. FED, bu etkinin geniş ekonomik alana yayılmadan sadece belirli sektörlerle sınırlı kalmasını umuyor. Yani bunun bir fiyat şoku olarak kalmasını, yeni bir enflasyon dalgasına dönüşmemesini hedefliyor.

Öte yandan, işgücü piyasası belirgin şekilde yavaşlıyor. İşe alımlar azalmaya başladı, işten çıkarmalar artıyor ve şirketler artık personel bulmakta önceki kadar zorlanmıyor. Bu bir kriz sinyali değil, ama ekonomik genişleme hızı belirgin şekilde düşmüş durumda.
Bu ortamda göçmenlik politikası devreye giriyor: Çalışabilecek nüfus azalırken ekonomik talep de aynı dönemde zayıflıyor. Piyasada daha az çalışan olması, şirketler için daha sınırlı işgücü arzı ve daha düşük esneklik anlamına geliyor.
Sonuç ne olabilir? Yumuşak bir stagflasyon senaryosu. Yani ılımlı bir enflasyon seviyesinin, zayıflayan emek piyasasıyla aynı anda görülmesi.
Şimdilik dramatik bir tablo yok. Ancak FED’i zor durumda bırakan bir denklem oluşuyor:
FED’in dikkat etmeye çalıştığı şey tam da bu ince çizgi.
Jerome Powell’ın görev süresi Mayıs 2026’da sona eriyor. Eğer Trump Beyaz Saray’a geri dönerse, Powell’ın yeniden onaylanması garanti değil. Powell dengeli bir profil olarak görülüyor, ancak “Trump’ın adamı” olarak algılanmıyor. Beyaz Saray, faizleri daha hızlı indirmeye istekli ve enflasyon konusunda daha rahat bir isim tercih edebilir.

Ama belirsizlik bununla sınırlı değil. 2026’da üç önemli şey aynı anda gerçekleşiyor:
Powell şu anda bu iki kamp arasında dengeleyici rol oynuyor. Ancak yeni dönem için yeniden seçilme garantisi olmazsa, otoritesi zayıflayabilir. Ve dünyanın en etkili merkez bankasının başındaki belirsizlik, piyasaların en sevmediği şeylerden biri.
👉 Bu arada, Donald Trump’tan söz etmişken, Trump Trade’in gelişinden patlama potansiyeli taşıyan 5 hisse senediyle ilgili makalemizi sizlerle paylaşıyoruz.
Haziran toplantısından sonra uzun vadeli dot plot tahminlerinde bazı değişiklikler oldu, ancak kısa vadeli beklentiler, Mart 2025’te ortaya konan seviyelere göre değişmedi.
Jerome Powell’ın basın toplantısından çıkan temel mesaj net: Aralık ayında yeni bir faiz indirimi kesin değil.
Mevcut indirimin gerekçesi, istihdam piyasasındaki kademeli bozulmaydı. Ancak bir sonraki adım tamamen önümüzdeki haftalarda açıklanacak ekonomik verilere bağlı. Yani artık “peş peşe iki indirim” şeklinde önceden belli bir plan yok. Bu temkinli duruş vadeli işlem piyasalarında da görülüyor.
CME FedWatch aracının Aralık 10, 2025 toplantısı için olasılık tahminleri:
Başka bir ifadeyle: Aralık ayında faiz indirimi mümkün, fakat yüksek ihtimalli değil.

👉 Jackson Hole: FED, ECB ve Diğer Merkez Bankalar Toplantısı
FED, Amerika Birleşik Devletleri'nin ekonomik sağlığı için kritik bir kurum olup küresel finans piyasaları üzerinde önemli bir etkisi vardır. FED toplantıları, özellikle faiz oranlarıyla ilgili olarak para politikalarının belirlendiği yerlerdir. ABD'deki faiz kararları da finans piyasaları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.
FED, faiz oranlarını artırmayı seçerse veya fiyat seviyesini kontrol altına almak amacıyla sistemin likiditesini azaltmayı hedefleyen diğer politikaları benimserse bu durum ekonomide bir yavaşlamaya yol açar.
Aslında, faiz oranlarının artması, kredileri daha "pahalı" hale getirerek kredilendirmeden caydırır. Bu da, toplam talep ve tüketim seviyesi üzerinde bir olumsuz etkiye sahip olur.

Likit azalması aynı zamanda hisse senedi piyasasını da etkiler. Daha az likidite, daha az yatırım kaynağı anlamına gelir. Bu nedenle faiz oranlarının artması, hisse senetlerinin değerinde bir azalmayla ilişkilendirilir. Ancak bazı durumlarda, piyasa zaten artışın etkisini satarak hisselerde "indirim" yapmış olabilir. Bu genellikle FED'in resmi karardan önce para politikası niyetlerini önceden belirttiği durumlarda olur. Bu durumlarda, piyasadaki etki daha ılımlı olabilir.
Belirsizlik dönemlerinde, faiz oranlarının artmasının ardından defansif hisselere yatırım yapmak mükemmel bir strateji olabilir. Ayrıca, ekonomik döngü ile düşük korelasyona sahip olan değer koruyucu varlıklar (altına yatırım yapmak vs.), iyi bir yatırım stratejisi oluşturabilir.
Faiz artışının aksine, Federal Rezerv (FED) veya başka bir merkez bankası tarafından bir faiz indirimi olduğunda, genellikle faiz artışının aksine bir etki olabilir. Faiz oranlarının düşmesinin ana sonuçları şunlardır:
Federal Rezerv (FED) takvimlerine göz atmadan önce toplantıları daha iyi anlamak için aşağıdaki dört kavrama göz atmamız gerekiyor:
Sonuç olarak, FED toplantı takvimini takip etmek oldukça önemlidir ve bu toplantılardan çıkan kararları dikkatli bir şekilde takip etmeniz kritiktir. Bu şekilde FED'in genişleyici veya daraltıcı kararlarına göre piyasada tepki vermeniz kolaylaşabilir.